Medeniyet Ağacı ve Yeniden Doğuş
–Muhammed Emre El-Vakfî
Mevla Teala hazretleri meleklere yeryüzünde bir halife yaratacağım dediğinde melekler bu manayı kavradı. Vehme sahip varlıklar dünyada dolaşacaktı. Melekler bunun hikmetini merak ediyordu. Çünkü vehim zahibi olmak aynı zamanda kan dökmek, iftira atmak, kibre kapılmak demekti. Toprağım yani maddenin doğasında bunlar vardı. Maddeye bitişen varlık tüm bu kötü hasletlere sahip olacaktır çünkü maddeye ittisal hudud demektir, bir ötekisi demektir, bir ötekisini kuşatamamak, anlayamamak, haksızca yargılamak demektir. Misal-i Ekber olarak vehmin en müteşeddit pozisyonu oryantalizmdir. Hakikatin en zıttında bir yargıya sahip olmak oryantalizm ile mümkün olur.
Maddeye birleşen akıl kısıtlanır, öfkelenir, dünyayı bir tehdit olarak algılar. İşte melekler en çok bu öfkeden korktular. Kainatın zuhuruna bir helal gelmesinden endişe ettiler. Öteki vehmi kılıçları keskinleştirir, mermileri ateşler, atomları parçalardı. Bu göz ardı esilecek bir olgu değildi. Melekler korkmakta haklıydı.
Mevla Adem’e topraktan şekil verdi. Onu bizzat aracısız olarak kendi deyimi ile “iki eliyle” yarattı. Sonra ona kendi ruhundan üfledi yani saf akıl madde ile ittisal böylece kurulmuş oldu. Belki bu bir tekamül sürecinde oldu ve sembolik olarak nasslarda yerini buldu belki de kendine müşehhas olarak bizzat vuku buldu. Allah bilir.
Allah Meleklere sordu. “Eşyanın yani katagorilerin isimlerini söyleyin onları sınıflayın.” Meleklerin hiçbiri katagorilerin ismini söyleyemedi. Çünkü sınıflama yapmak nefis sahibi insanın işiydi. İnsan müfret kainatı muhayyilede bileşik hale getiriyor, arşın altındaki okyanusu, arş olarak algılıyordu.
Hz. İnsan çabucak katagorileri saydı bu sayış ve farkındalık filiz veren daha kavileşen bir ağaç gibiydi. Hz. İnsan’ın bu farkındalığı onun mahiyetinde yoğrulmuştu. Külli nefs ile ilk bütünleşende çekirdek var oldu. Akışa ilk kendini tamamen teslim edenin zatında zuhur etti tüm katagoriler. Akışa kendini verenler Holosen’den önce medeniyet çekirdeğini dikti. Hikmet mevcuttu ve tahaklüm edeceği malumatı bekliyordu.
Hz.İnsan’ın yolculuğu sıhhat ve gençlik ile başladı. Bedeninde katkı yoktu, Pazuları idmanlıydı. En mütekâmil bir şekilde bir bütünlük yaşıyordu. Basit varlıklara benziyordu. Az malumata sahipti ama hikmetin doruğundan yudumluyordu.
Zaman geçti Hz. İnsan ne badirelerden geçti, gitti. Holosenden önce katil bir dünyanın içindeydi. Soğuktan dondu sivri dişli kaplanlara yem oldu. Dünya ona merhamet etmezken Mevla dünyayı hizaya getirdi Holosen vuku buldu, iklim tertiplendi. Başaklar türedi Hz.İnsan’ın yolunda. Hz. İnsan başağı yedi miskinleşti. Bir yönden beşer oldu. Sonra o beşer ondan rücu etti. Medeniyet katiline dönüştü.
Başakla ve kerpiçle beraber malumatlar türedi. Kentlerin göbeğinden yeni sorunlar hikmetle yoğrulması gereken başı boş malumatlar kalıyordu. Hz. İnsan yoluna çıkan malumatları hikmet nazarından düşündü. Yanlışlara çözüm buldu. Maddeye tahakkum etti. Onun bu tahakkümü medeniyet olarak zuhur etti. Çekirdek çatlamış filiz vermişti. Şehirlerin asma balkonları medeniyet ağacını büyüttü.
Bir yönden beşer olan veçhesi bazen idareyi eline aldı. Hz. İnsan gizli gizli fısıldadı beşerin kulağına. Beşer hindistanda puta taparken Hz.İnsan gizli gizli medeniyet çekirdeğini ona nakşediyordu. Gizli ve seçkin meclislerde tenzih ululanıyordu. Hindistan’dan İran’a oradan Mısır’a gitti hikmet sevgisi. Usulca yön verdi şirk koşmuş malumata. Yunan’da bazen Sokrates olarak yargılandı. Hikmet daha fazla malumatı taşıyordu. Daha fazla malumat ile birlikte mânânın maddeye tahakkümü daha müteşeddit oldu.
Fakat zuhurun yerine gelmesi için kriz başladı. Yunan işgal edildi Roma malumat imparatoruluğu kuruldu batı kökünü kuruttu. Medeniyet ağacı kökünü değiştirip arap topraklarına intikal etti. Panayırlar felsefe membası oldu. Hz. Peygamber hem felsefe öğrendi. Hem de külli nefsin akışıyla birleşerek kendi membasını sudur ettiddi. Ehli Sünnet ve’l Cemaat doğdu. Milyon yıllık bir emeğin son meyvesiydi. Daha sonra bu meyvenin kokusu batıya ve doğuya yayıldı gönüllere şifa oldu. Fakat batıdan bir yangın çıktı ki meyvenin etini yaktı sadece çekirdeği kaldı. Çıkan yangın Fransız İhtilali idi. Dine metafiziğe, ağaca tümden bir başkaldırıydı. Yeni bir hikaye ve bu hikayenin yarattığı yansıma tüm insanları aldattı. Anlatının cazibesiyle bolluk bereket geldiğini sandılar halbuki latin metali asıl esas olandı.
İşte Hz.İnsanın içinden beşer türedi. Başak ve kerpiçin rahminden doğmuştı beşer. Sabırsızdı arzu doluydu. Bütün olmaktan uzakta parça parçaydı. Eline bir balta aldı ve hikmet köklerinden malumatı ayırdı. Klasik düşünce bitti modernizm başladı. Malumat başıboş kaldı, kentler çürümeye başladı. Anlaşılabilir adalet yerini karmaşık zülmlere bıraktı. Sarih akılla itiraz edenler katran yazılı satırlar tarafından boğuldular.
Varlık nuru ölçülüp biçildi. Ölçülüp biçilen nur parçalandı zihinlerde. Nice insanlar beşer, nice hikmetler malumat oldu. Varlık nurunu ilk katagoriye ayırmak isteyen akım Kabalacılardı. Kabala yozlaşmanın ilk ve en güçlü şekliydi. Kökünden kopan malumata sahte bir kök oldu. Hatta daha sonra doğacak olan yeni ağaca en büyük rakip olacaktı. Daha sonra materyalizm meyvenin çekirdeğine hucüm etti. Materyalizm sadece Kabalanın kölesiydi. Daha sonra iş öyle raddelere geldi ki meyvenin çekirdeği yozlaşmaya başladı. Bir yönden yozlaştı meyvenin çekirdeği islamcılık bunun şekliydi. Selefilik, hadis inkarcılığı, şiilik bunun farklı farklı tezahürleriydi. Çekirdeğin içinde çekirdeğe paralel bir arazdı.
Herşey bitti derken çekirdek haykırdı. İçindeki pislikleri attı. Ata ağacın ruhu ona hulul etti ve karşı konulmaz bir şekilde büyümeye başladı. Artık yeni bir toprakta yeni bir berekette büyüyordu. Klasik çağ ölmüştü ama Büyük Klasik Çağ, Post Modern Çağın ardından başlamıştı. Çekirdeği insanlık tarihinin tamamından daha fazla malumat besliyor, ağaç gözle görülmeyecek bir hızla büyüyordu. Gelenek dirilmiş modern dünyaya galip gelmişti. Kadim bilgelik şaha kalkmış, zuhur gerçekleşmişti. Ehli Sünnet ve’l Cemaat yeniden dirilmişti.
Ağaca su verenlere selam olsun.